#çeltek
4 Aralık Dünya Madenciler Günü...Bugün aklıma gelen 7 Şubat 1990, Yeni Çeltek Faciası... Komşularımız da kaldı orada...🙏😔
youtu.be/yeQgNuEv0h4?...
Grup YORUM - Madenciye Ağıt
YouTube video by halklarinsesiyiz
youtu.be
December 4, 2025 at 12:43 PM
1915 - Güneş Sistemi gezegenlerinden Plüton'un ilk fotoğrafı çekildi. Ancak Plüton'un yeni bir gezegen olduğu o tarihte anlaşılamadı.

1965 - Merzifon'un Çeltek Linyit İşletmesi'ndeki grizu patlamasında 69 işçi hayatını kaybetti, 58 işçi de yaralandı.
March 19, 2025 at 1:58 PM
EMEK | Metal İşçisi, MESS Görüşmelerinde

DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Sekreteri Ali Çeltek, MESS görüşmelerini, metal işçilerinin örgütlü mücadelesini ve sendikal faaliyetin önemini gazetemize anlattı.

➡️ tinyurl.com/55whesnc
October 28, 2025 at 8:43 AM
📰 EMEK POSTASI | SAYI 32

Ravago, Dilovası, Yeni Çeltek, Bursagaz, Grand Thermal ve daha fazlası…
İşçinin gündemi, direnişler ve kazanımlar bu sayıda! ✊

#gündem #haber #sondakika #emekmücadelesi #birliktegüçlüyüz
September 5, 2026 at 5:16 AM
“Fatsa, Çeltek, Tariş Zafere Kadar Direniş”
Fikri Sönmez Bu Şafaklarda.
4 Mayıs 1985
May 4, 2025 at 2:25 PM
Yeni Çeltek'te son vardiya bitti: 280 madenci 1 Ekim'e işsiz girdi

▪️TKİ'ye ait Amasya'nın Suluova ilçesindeki Yeni Çeltek maden ocağında "zarar" gerekçesiyle üretime son verildi

▪️1955'ten beri faaliyet gösteren ocakta 280 madenci işsiz kaldı

🖋️Haber: Özkan Öztaş

haber.sol.org.tr/haber/yeni-c...
Yeni Çeltek'te son vardiya bitti: 280 madenci 1 Ekim'e işsiz girdi
Yeni Çeltek'te son vardiya bitti: 280 madenci 1 Ekim'e işsiz girdi | soL haber
haber.sol.org.tr
October 1, 2026 at 10:07 AM
Grev görünce kuduran ahali şu belgeseli izlesin. #Grev nedir nasıl yapılır. Halk greve nasıl destek olur belki bir gram bir şey öğrenirsiniz.
youtu.be/TqbhfID3IFQ?...
Üretenin Yöneten Olduğu Şanlı Deneyim: Yeni Çeltek Belgeseli
YouTube video by Spartaküs Kültür Sanat
youtu.be
June 2, 2025 at 7:31 AM
Birleşik Metal-İş üyesi Befesa işçilerinin grevi 22. gününde. İşverenden yeni teklif geldiğini ancak bunun kabul edilemez olduğunu belirten sendika Genel Sekreteri Ali Çeltek, mücadele vurgusu yaptı https://evrn.sl/6m3vim
August 16, 2024 at 2:05 PM
‘Yeni Çeltek’te 900 maden işçisi sıkılı bir yumruk gibiydi’ Fatih Polat'ın 'Her İnsan Bir Hikaye' haberi https://www.evrensel...
‘Yeni Çeltek’te 900 maden işçisi sıkılı bir yumruk gibiydi’ - Evrensel
Yarım asır önce yaşanan Yeni Çeltek madenci direnişi halen hafızlarda. Direnişi var eden işçilerden Mehmet Şahin, “Şimdi Türkiye'de bizim konseyler gibi çalışan bir şey yok. Yeni Çeltek’te 900 maden işçisi sıkılı bir yumruk gibiydi.
www.evrensel.net
February 13, 2026 at 2:41 PM
Direniş çadırı bizim evimiz artık

Şıl Makas işçisi Güldane Çiftçier

✒️ Fatih Polat'ın röportajı https://www.evrensel...
Direniş çadırı bizim evimiz artık
Tokat, TEKEL'in özelleştirilmesine karşı kentte gerçekleştirilen mitingden yirmi yıl sonra Organize Sanayi Bölgesi’nin en büyük fabrikası Şık Makas işçilerinin direnişiyle yeniden gündemde. Zonguldak’ta 48 bin işçinin katılımıyla 30 Kasım 1990 tarihinde başlayan madenci grevi, madenin kentin ekonomisine ve gündelik hayatına damgasını vurmasından ötürü, bir kentin grevi olarak başlamış ve giderek ülkenin gündemine oturmuştu. 12 Eylül Darbesine giden süreçte Amasya'da Yeni Çeltek maden bölgesindeki maden işçilerinin grev ve direnişleri de hacim farkıyla birlikte benzer bir özellik taşıyordu. Tekel işçilerinin grevinden yirmi yıl sonra, ücretlerinin ödenmemesi üzerine direnişe geçen Şık Makas işçilerinin iki ayı aşkın süredir devam eden grevi de hem Tokat’ın gündemine giren hem de ülke ölçeğinde kendisinden söz ettirmeyi başaran bir direniş oldu. Şık Makas fabrikasının önünde kurdukları çadırda görüştüğümüz ve evlerine konuk olduğumuz işçilerin anlattıkları, direndikçe özgüven kazanmış olan işçilerin, kendileriyle birlikte bir kenti de değiştirmeye aday heyecanlarını açığa vuruyor. Her İnsan Bir Hikaye dizisinin bu bölümünde, Öz İplik İş Sendikası’ndan istifa ederek Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası’nda (BİRTEK-SEN) örgütlenip direnişe geçmiş olan Şık Makas işçilerinden Güldane Çiftçier’in hayatına konuk oluyoruz. Güldane Çiftçiler, Tokat’ın merkeze bağlı Kızılöz Köyü’nde 14 Mayıs 1983 günü dünyaya gelmiş. Yoksul bir çiftçi ailesinin altı çocuğundan biri olan Güldane, “O zaman bizim buralarda kız çocukları okutulmaz anlayışı yaygındı. İlkokulu zor bitirttiler bana. Ortaokul ve liseyi daha sonra açıktan bitirdim. 15 yaşında evlendim ve 16 yaşında anne oldum. İki kızım bir oğlum var” diyor. ‘Bu fabrikanın inşaat pisliğini bile biz temizledik’ “25 senelik bir evlilikten sonra bazı sebeplerden dolayı ayrılmak zorunda kaldım” diyerek devam eden Güldane, boşandıktan altı ay sonra eşinin yaşamını yitirdiğini ifade ediyor. “Eşim oto boyacısıydı, takdir edersiniz ki buranın sanayisinde çok fazla kazanılmıyor. Fazla kazanamadığı için ben de bu fabrikaya, Şık Makas’a girmiştim. Hayatı beraber göğüslüyorduk. 11 senedir de çalışıyorum ben orada. Orası daha ilk inşaat halindeyken girdim. Daha orası tam olarak yapılmamıştı. Bu fabrikanın inşaat pisliğini bile bizler temizledik. 11 senedir uğramadığımız mobbing de kalmadı.” Siz girdiğinizde kaç işçi vardı? Ben girdiğimde 30 kişi falandık. Sonra en fazla kaç kişi oldu? En fazla 2500’e ulaştık. Ustalar mesaiye kalmak istemediğimizde mobbing uyguluyorlardı. Ben eşimden ayrılmıştım, çocuklarım evimde yalnız, ‘mesaiye kalmasam olmaz mı?’ dediğimde, ‘Senin de bize işin düşer. Hastalık izni filan’ derlerdi. Akdeniz anemisi olduğum için ayda bir kez hastaneye gitmem gerekiyor. Kontrollerimden dolayı. Erkeklere yanaşamıyorlardı ama kadın işçiler üzerinde çok baskı kuruyorlardı. Kaç erkek, kaç kadın işçi vardı? Bizim dikim bölümünde 1500 kişiydik. Bunu 700-800’ü kadınsa diğerleri erkekti. Hemen hemen eşitti. Çok kadın arkadaşımızın bu mobbingler, baskılar nedeniyle tuvaletlerde ağlamıştır. İlk zamanlarda ücretler düzenli ödenirken daha sonra kriz bahanesiyle gecikmeye başlamış. Ardından ücretler önce ikiye, daha sonra üçe bölerek ödenmiş. Güldane Çiftçier, “En sonunda da hiç vermediler” diyor. Bu, zaten açlık koşullarında çalışmaya zorlanan işçiler için canlarına tak eden noktayı oluşturmuş. “Öz İplik İş sendikası hiçbir problemimizi çözümüyle uğraşmazdı. Oturduğum yeri gördünüz. Benim buradan asfalta inmem yarım saat, çıkmam yarım saat. Ben servisin bizim mahalleye de gelmesi için yalvarmama rağmen, ‘Orası uzak, benzin çok yakıyor’ diyorlardı. Mesela ustadan izin alamadım, sendikanın bunu çözmesi gerekiyor normalde. Hastane randevum var, çözemediğim için sendikaya gidiyorum, ‘Yok bizimle değil, önce şefinle, sonra ustanla, sonra biz’ diyorlardı. Sendikacılar içeride vasıfsız eleman gibi bir şeydiler.” Direniş nasıl gündeme geldi? Biz iki aydır maaş alamıyorduk. Bize ödenmeyen eylül ve ağustos maaşlarımızı ödemek yerine, ağustosun yarısını ödeyeceklerini söylediler. 6 Ekim günü Öz İplik İş Sendikası Tokat Şube Başkanı Fatih Arslantaş, ‘Maaşın tamamını yatıracağız dediler ama yarısını yatırıyoruz diyorlar. Bu nasıl iş! Yarın sabah eyleme kalkıyoruz, hiçbiriniz kart basmıyorsunuz’ dedi. Biz dedik ki, ‘Kartlarımızı basmadığımızda çalışır görünmüyoruz. O zaman suç işlemiş oluyoruz. Bizler kart basacağız ve makinelerin başına oturmayıp eylem yapacaksak da bu şekilde yapacağız.’ Mecbur kabul etti. 7 Ekim’de biz bahçede grev yaptık. 8 Ekim’de arkadaşımız Sefa, ‘Fatih Bey, iki gündür grev yapıyoruz, patronlardan hiçbir ses seda yok mu?’ diye sordu. Fatih Bey, ona ‘Adın ne?’ diye sordu. ‘Sefa Taştan’ deyince, ‘Sen benim üyem değilsin, ben sana bilgi vermek mecburiyetinde değilim. Sen bir çekil git oradan’ dedi. Sefa da ‘Ben Öz İplik İş’e üye değilim, şu anda sendikasızım ama sen bana bilgi vermek mecburiyetindesin, çünkü içeride benim alın terim var’ dedi. Bunu söyler söylemez sendikacılar çocuğun başına üşüştüler. Dövmeye yürüdüler. Ona yakın olan bir arkadaşımızı da eşinin karşısında yumrukladılar. Ortalık karışınca ‘Ben başkanlıktan çekiliyorum’ dedi ve İnsan Kaynakları’na gitti. Daha sonra dönerek, ‘Ben eylemden çekiliyorum, başkanlıktan çekilmiyorum’ dedi. Ayın 9’unda da bize ‘Fabrika üç gün tatil’ diye mesaj geldi. O üç gün içerisinde de bizi Kod 22’den işten attılar. Bu noktada bir parantez açarak, Kod 22’nin, işten çıkış bildirgesinde “Diğer nedenler” anlamına geldiğini hatırlatalım. Böylelikle patron, işçinin işten ayrılış sebebini detaylandırmadan, genel bir gerekçeyle keyfi bir çıkış bildirimi yapmış oluyor. Peki BİRTEK-SEN’e üye olmanız nasıl oldu? Öz İplik İş Sendikası Tokat Şube Başkanı bize, ‘Ben eylemi de sendika başkanlığını da bırakıyorum’ dedi ya, biz de ‘Kendi haklarımızı birlikte savunacağımız bir sendika buluruz’ dedik. Bazı arkadaşlarımız da arayıp bulmuşlar ve bize de ‘Arkadaşlar biz bu sendikaya geçtik, Mehmet Bey’i de çok araştırdık’ dediler. Gerçekten ‘adam gibi adam, sözüne de doğru bir adam’. Gerçekten hiç düşünmeden hepimiz de BİRTEK-SEN’e geçtik o zaman. Daha sonra mücadeleniz sonucunda KOD 22 kaldırılıyor ve işsizlik maaşı bağlanıyor… Evet. Bazı arkadaşlarımıza bağlandı ama bize henüz bağlanmadı. Bizim kodlarımızı güncellemeleri gerekiyormuş, o olmadan bizleri işsizlik maaşına bağlayamıyorlarmış. En geç ocak ayının 3’üne kadar kodlarınızı güncelleyeceğiz ve sizleri de işsizlik maaşına bağlayacağız dediler. ‘Önce korkarak başladık’ Direniş sürecinin en başından itibaren hislerinizi biraz tarif edebilir misiniz? Aslına bakarsanız korkarak başladık. Direniş nedir bilmediğimiz için tedirgindik. Bir şeyin içine giriyoruz ama nasıl bir şeyin içine giriyoruz. Ta ki Mehmet Bey (BİRTEK-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen) gelene kadar. Mehmet Bey gelip, ‘Arkadaşlar bu süreç böyle ilerleyecek’ deyince, biz gözümüzü kapattık ve güvendik yani. Hiç sorgulamadan ardı sıra devam ettik. Şahsen ben, 65 gündür direniyorum, aklımda hiçbir şüphe yok. Mehmet Bey’e karşı da olsun, sendikama karşı da olsun. Nasıl olacak, kazanabilecek miyiz? Tabi ki kazanacağız. Bütün haklarımızı alacağız inşallah. Emeklerimiz, alın terimizin karşılığını alacağız. Bize, ‘Kazanamazsınız’ diyen çok oluyordu. Biz de Kod 22’yi kaldırmayı başardıktan sonra, ‘Başaramazsınız diyordunuz ama başarmaya başladık’ dedik. Geçen gün, markette, güvenlikten birisi, ‘Sizin sayenizde maaşlarımızı aldık’ dedi. Ben de ‘Helal olsun, diyeceğinize siz de gelip biraz destek verseydiniz keşke’ dedim. 2-3 ay maaş alamayınca boşanmak durumunda kalan arkadaşlarımız var. Evden atılan arkadaşlarımız var. Çocuğuna bir kitabı alamayan arkadaşlarımız var. Bunlar dram değil, hayatın gerçekleri.” Eviniz kira mı? Hayır, annemden kaldı burası. Ayrıldığı eşinden kalan borcu da ödemek zorunda kalmış Şu anda ekonomik olarak ne durumdasınız? Gerçekten çökmüş durumdayız. Eşim vefat edince bize yüklü miktarda borç kaldı eşimden. Bunu ödemekte gerçekten zorlandık. Bu evin elektriği, suyu, doğal gazı var. Faturalarımız var. Gider var ama gelir yok. Gerçekten zorlandık yani. Ama ailem sağ olsun, çocuklarımın da desteğiyle bir şekilde atlatmaya çalışıyoruz. Direnişteki diğer arkadaşlarınız da benzer durumdalar herhalde? Ek bir geliri olmayan arkadaşlar ek hesaplara, kredi kartlarına girdiler. Şu anda faiz işliyor. Alacakları tazminatları da faize yatıracaklar. ‘Direnişle birlikte özgüven kazandık’ Daha önce hayatınızda bir çadır yoktu, şimdi var. Bu nasıl bir duygu? O çadırı biz evimiz gibi görüyoruz. Orası bizim evimiz artık. Oraya gitmeden duramıyoruz. Günlük olarak gidiyoruz. Orası bizim kalemiz. Orası yıkılırsa biz de yıkılacağız gibi geliyor. İlk günü anlatayım size. İlk gün Tokat Belediye Başkanı bize bir çadır gönderdi. Patronumuzun baskısı üzerine çadırı bir gece de geri aldı. Sonra bugünkü çadırı sendikamızla birlikte biz kurduk. Heyecandan da biraz anlatmakta zorlanıyorum. Sabah dokuzda biz gidiyoruz ve akşam çocuklarımız da olduğu için evimize dönüyoruz ama gece bire, ikiye kadar o çadırı bekleyenler var. Bir arkadaşımız kireçli su içmeyelim diye bize günlük su taşıyor mesela. Günlük yemek yaparak getiren arkadaşlarımız var. Mesela bugün çadırda pişi yaptık, pişi yedik. Odun sobamız var. Çadırımızın içi sımsıcak. Günlük bir aktivite var zaten. 25 Kasım’ı bile kutladık orada. Direnişten önce bir sosyal hayatımız yoktu. Sabah 6.30’da kalk işe git, akşam 7’de gel, yemek yap yat. Bu kadardı. Bu direnişle birlikte insan kendisine özgüvenini de kazanıyor, dostluk da kazanıyor. Halktan nasıl tepkiler alıyorsunuz? Mitingin broşürlerini ilk Buse ile birlikte biz dağıttık. Çok güzel karşılıklar aldık. Mitingimizde 2500 kişiydik. Aşırı katılım vardı. Eyleme katılmayanlar da bize alkışlarla destek oldu. Bu mücadele başarıya gidecek. Ondan eminiz. Yıllardır patronlar kıdem tazminatını verip ihbar tazminatını vermiyormuş. Sendikamızın sayesinde bunu da alacağız. Şık Makas fabrikasının önünde, soğuk havaya karşı bacaları tüten çadırlarında direnen işçilerin kararlılığı birbirlerini ısıtıyor. Biri çadırın önünde odun kesiyor, diğeri odun ateşinde demlenmiş çayı arkadaşlarına ve misafirlerine ikram ediyor. Güldane Çiftçier, ‘Şık Makas’ta patron ve sarı sendika zulmüne son. İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız!’ pankartının asılı olduğu çadırlarının önünde kendisinden emin tebessümüyle sizi dayanışmaya çağırıyor ve ekliyor: “Mutlaka biz kazanacağız.”
www.evrensel.net
December 12, 2025 at 12:50 PM
'Zarar ediyor' bahanesiyle madenciler kapı önüne konulacak

📌Amasya Yeni Çeltek maden sahasında çalışan işçiler, şirketin kasten zarar ettirildiğini ve konkordato ilanıyla sokağa atılacaklarını iddia etti. Bugüne dek 50 işçi çıkarıldı.

🖊️Haber: Özkan Öztaş
haber.sol.org.tr/haber/zarar-...
'Zarar ediyor' bahanesiyle madenciler kapı önüne konulacak: Amasya Suluova'da neler oluyor?
'Zarar ediyor' bahanesiyle madenciler kapı önüne konulacak: Amasya Suluova'da neler oluyor? | soL haber
haber.sol.org.tr
September 12, 2026 at 10:18 AM
October 13, 2025 at 6:32 PM
August 17, 2025 at 10:23 AM
Etkinlik, emek ve devrim mücadelesinde ölümsüzleşenler için saygı duruşu ile başladı. Ardından ilk olarak sözü Birleşik Metal İş Sendikası Genel Sekreteri Ali Çeltek alarak bir konuşma yaptı.
June 14, 2026 at 11:26 AM
Karaman'da Kontrolden Çıkan Araç Yayaya Çarptı

Karaman'da sürücüsünün kontrolünü kaybettiği otomobil yayaya çarptı, kadın hastaneye kaldırıldı.Kaza Nasıl GerçekleştiKaraman'ın Çeltek Mahallesi 402. Sokak'ında sabah saatlerinde meydana gelen olayda, Ş.H.'nin işletmesindek
Karaman'da Kontrolden Çıkan Araç Yayaya Çarptı
Karaman'ın Çeltek Mahallesi 402. Sokak'ında sabah saatlerinde meydana gelen olayda, Ş.H.'nin işletmesindeki 70 AAP 240 plakalı Fiat marka otomobil,
www.aydin.org
December 1, 2025 at 3:25 PM
Amasya’da Dehşetli Kafa Kafaya Çarpma: 1 Ölü, 3 Yaralı

Amasya’da iki otomobilin kafa kafaya çarpması sonucu bir kişi hayatını kaybetti, üç kişi ise ağır yaralandı.Olayın DetaylarıKaza, dün akşam saatlerinde Suluova ilçesi Çeltek mevkiinde gerçekleşti. Rahmani Darçın y
Amasya’da Dehşetli Kafa Kafaya Çarpma: 1 Ölü, 3 Yaralı
Kaza, dün akşam saatlerinde Suluova ilçesi Çeltek mevkiinde gerçekleşti. Rahmani Darçın yönetimindeki 60 AEL 310 plakalı otomobil, Emre K.’nin kullandığı 55
www.aydin.org
November 27, 2025 at 3:34 PM
Amasya'da Kaza: 4 Yaralı

Kazanın ÖzetiŞubat 2025 tarihinde, Amasya’nın Suluova ilçesinde Çeltek mevkiinde iki otomobilin kafa kafaya çarpışması sonucu 4 kişi yaralandı. Olay, sabah saatlerinde yoğun trafik akışı içinde gerçekleşti.Çarpışmaya karışan araçlar, 60 AEL 310
Amasya'da Kaza: 4 Yaralı
Şubat 2025 tarihinde, Amasya’nın Suluova ilçesinde Çeltek mevkiinde iki otomobilin kafa kafaya çarpışması sonucu 4 kişi yaralandı. Olay, sabah saatlerinde
www.aydin.org
November 26, 2025 at 6:25 PM
Karaman’da Ciple Otomobil Çarpıştı: 4 Yaralı

Karaman’da iki otomobilin çarpıştığı kazada aynı aileden 4 kişi yaralanırken, alkollü ve ehliyetsiz olduğu belirlenen sürücüye 49 bin 593 lira para cezası kesildi. Kaza, Çeltek Mahallesi Adnan Menderes Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen ...
Karaman’da Ciple Otomobil Çarpıştı: 4 Yaralı
Karaman’da iki otomobilin çarpıştığı kazada aynı aileden 4 kişi yaralanırken, alkollü ve ehliyetsiz olduğu belirlenen sürücüye 49 bin 593 lira para cezası kesildi. Kaza, Çeltek Mahallesi Adnan Menderes Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen ...
liberaltr.com
February 15, 2026 at 8:47 AM
Direniş çadırı bizim evimiz artık

Şık Makas işçisi Güldane Çiftçier

✒️ Fatih Polat'ın röportajı https://www.evrensel...
Direniş çadırı bizim evimiz artık
Tokat, TEKEL'in özelleştirilmesine karşı kentte gerçekleştirilen mitingden yirmi yıl sonra Organize Sanayi Bölgesi’nin en büyük fabrikası Şık Makas işçilerinin direnişiyle yeniden gündemde. Zonguldak’ta 48 bin işçinin katılımıyla 30 Kasım 1990 tarihinde başlayan madenci grevi, madenin kentin ekonomisine ve gündelik hayatına damgasını vurmasından ötürü, bir kentin grevi olarak başlamış ve giderek ülkenin gündemine oturmuştu. 12 Eylül Darbesine giden süreçte Amasya'da Yeni Çeltek maden bölgesindeki maden işçilerinin grev ve direnişleri de hacim farkıyla birlikte benzer bir özellik taşıyordu. Tekel işçilerinin grevinden yirmi yıl sonra, ücretlerinin ödenmemesi üzerine direnişe geçen Şık Makas işçilerinin iki ayı aşkın süredir devam eden grevi de hem Tokat’ın gündemine giren hem de ülke ölçeğinde kendisinden söz ettirmeyi başaran bir direniş oldu. Şık Makas fabrikasının önünde kurdukları çadırda görüştüğümüz ve evlerine konuk olduğumuz işçilerin anlattıkları, direndikçe özgüven kazanmış olan işçilerin, kendileriyle birlikte bir kenti de değiştirmeye aday heyecanlarını açığa vuruyor. Her İnsan Bir Hikaye dizisinin bu bölümünde, Öz İplik İş Sendikası’ndan istifa ederek Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası’nda (BİRTEK-SEN) örgütlenip direnişe geçmiş olan Şık Makas işçilerinden Güldane Çiftçier’in hayatına konuk oluyoruz. Güldane Çiftçiler, Tokat’ın merkeze bağlı Kızılöz Köyü’nde 14 Mayıs 1983 günü dünyaya gelmiş. Yoksul bir çiftçi ailesinin altı çocuğundan biri olan Güldane, “O zaman bizim buralarda kız çocukları okutulmaz anlayışı yaygındı. İlkokulu zor bitirttiler bana. Ortaokul ve liseyi daha sonra açıktan bitirdim. 15 yaşında evlendim ve 16 yaşında anne oldum. İki kızım bir oğlum var” diyor. ‘Bu fabrikanın inşaat pisliğini bile biz temizledik’ “25 senelik bir evlilikten sonra bazı sebeplerden dolayı ayrılmak zorunda kaldım” diyerek devam eden Güldane, boşandıktan altı ay sonra eşinin yaşamını yitirdiğini ifade ediyor. “Eşim oto boyacısıydı, takdir edersiniz ki buranın sanayisinde çok fazla kazanılmıyor. Fazla kazanamadığı için ben de bu fabrikaya, Şık Makas’a girmiştim. Hayatı beraber göğüslüyorduk. 11 senedir de çalışıyorum ben orada. Orası daha ilk inşaat halindeyken girdim. Daha orası tam olarak yapılmamıştı. Bu fabrikanın inşaat pisliğini bile bizler temizledik. 11 senedir uğramadığımız mobbing de kalmadı.” Siz girdiğinizde kaç işçi vardı? Ben girdiğimde 30 kişi falandık. Sonra en fazla kaç kişi oldu? En fazla 2500’e ulaştık. Ustalar mesaiye kalmak istemediğimizde mobbing uyguluyorlardı. Ben eşimden ayrılmıştım, çocuklarım evimde yalnız, ‘mesaiye kalmasam olmaz mı?’ dediğimde, ‘Senin de bize işin düşer. Hastalık izni filan’ derlerdi. Akdeniz anemisi olduğum için ayda bir kez hastaneye gitmem gerekiyor. Kontrollerimden dolayı. Erkeklere yanaşamıyorlardı ama kadın işçiler üzerinde çok baskı kuruyorlardı. Kaç erkek, kaç kadın işçi vardı? Bizim dikim bölümünde 1500 kişiydik. Bunu 700-800’ü kadınsa diğerleri erkekti. Hemen hemen eşitti. Çok kadın arkadaşımızın bu mobbingler, baskılar nedeniyle tuvaletlerde ağlamıştır. İlk zamanlarda ücretler düzenli ödenirken daha sonra kriz bahanesiyle gecikmeye başlamış. Ardından ücretler önce ikiye, daha sonra üçe bölerek ödenmiş. Güldane Çiftçier, “En sonunda da hiç vermediler” diyor. Bu, zaten açlık koşullarında çalışmaya zorlanan işçiler için canlarına tak eden noktayı oluşturmuş. “Öz İplik İş sendikası hiçbir problemimizi çözümüyle uğraşmazdı. Oturduğum yeri gördünüz. Benim buradan asfalta inmem yarım saat, çıkmam yarım saat. Ben servisin bizim mahalleye de gelmesi için yalvarmama rağmen, ‘Orası uzak, benzin çok yakıyor’ diyorlardı. Mesela ustadan izin alamadım, sendikanın bunu çözmesi gerekiyor normalde. Hastane randevum var, çözemediğim için sendikaya gidiyorum, ‘Yok bizimle değil, önce şefinle, sonra ustanla, sonra biz’ diyorlardı. Sendikacılar içeride vasıfsız eleman gibi bir şeydiler.” Direniş nasıl gündeme geldi? Biz iki aydır maaş alamıyorduk. Bize ödenmeyen eylül ve ağustos maaşlarımızı ödemek yerine, ağustosun yarısını ödeyeceklerini söylediler. 6 Ekim günü Öz İplik İş Sendikası Tokat Şube Başkanı Fatih Arslantaş, ‘Maaşın tamamını yatıracağız dediler ama yarısını yatırıyoruz diyorlar. Bu nasıl iş! Yarın sabah eyleme kalkıyoruz, hiçbiriniz kart basmıyorsunuz’ dedi. Biz dedik ki, ‘Kartlarımızı basmadığımızda çalışır görünmüyoruz. O zaman suç işlemiş oluyoruz. Bizler kart basacağız ve makinelerin başına oturmayıp eylem yapacaksak da bu şekilde yapacağız.’ Mecbur kabul etti. 7 Ekim’de biz bahçede grev yaptık. 8 Ekim’de arkadaşımız Sefa, ‘Fatih Bey, iki gündür grev yapıyoruz, patronlardan hiçbir ses seda yok mu?’ diye sordu. Fatih Bey, ona ‘Adın ne?’ diye sordu. ‘Sefa Taştan’ deyince, ‘Sen benim üyem değilsin, ben sana bilgi vermek mecburiyetinde değilim. Sen bir çekil git oradan’ dedi. Sefa da ‘Ben Öz İplik İş’e üye değilim, şu anda sendikasızım ama sen bana bilgi vermek mecburiyetindesin, çünkü içeride benim alın terim var’ dedi. Bunu söyler söylemez sendikacılar çocuğun başına üşüştüler. Dövmeye yürüdüler. Ona yakın olan bir arkadaşımızı da eşinin karşısında yumrukladılar. Ortalık karışınca ‘Ben başkanlıktan çekiliyorum’ dedi ve İnsan Kaynakları’na gitti. Daha sonra dönerek, ‘Ben eylemden çekiliyorum, başkanlıktan çekilmiyorum’ dedi. Ayın 9’unda da bize ‘Fabrika üç gün tatil’ diye mesaj geldi. O üç gün içerisinde de bizi Kod 22’den işten attılar. Bu noktada bir parantez açarak, Kod 22’nin, işten çıkış bildirgesinde “Diğer nedenler” anlamına geldiğini hatırlatalım. Böylelikle patron, işçinin işten ayrılış sebebini detaylandırmadan, genel bir gerekçeyle keyfi bir çıkış bildirimi yapmış oluyor. Peki BİRTEK-SEN’e üye olmanız nasıl oldu? Öz İplik İş Sendikası Tokat Şube Başkanı bize, ‘Ben eylemi de sendika başkanlığını da bırakıyorum’ dedi ya, biz de ‘Kendi haklarımızı birlikte savunacağımız bir sendika buluruz’ dedik. Bazı arkadaşlarımız da arayıp bulmuşlar ve bize de ‘Arkadaşlar biz bu sendikaya geçtik, Mehmet Bey’i de çok araştırdık’ dediler. Gerçekten ‘adam gibi adam, sözüne de doğru bir adam’. Gerçekten hiç düşünmeden hepimiz de BİRTEK-SEN’e geçtik o zaman. Daha sonra mücadeleniz sonucunda KOD 22 kaldırılıyor ve işsizlik maaşı bağlanıyor… Evet. Bazı arkadaşlarımıza bağlandı ama bize henüz bağlanmadı. Bizim kodlarımızı güncellemeleri gerekiyormuş, o olmadan bizleri işsizlik maaşına bağlayamıyorlarmış. En geç ocak ayının 3’üne kadar kodlarınızı güncelleyeceğiz ve sizleri de işsizlik maaşına bağlayacağız dediler. ‘Önce korkarak başladık’ Direniş sürecinin en başından itibaren hislerinizi biraz tarif edebilir misiniz? Aslına bakarsanız korkarak başladık. Direniş nedir bilmediğimiz için tedirgindik. Bir şeyin içine giriyoruz ama nasıl bir şeyin içine giriyoruz. Ta ki Mehmet Bey (BİRTEK-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen) gelene kadar. Mehmet Bey gelip, ‘Arkadaşlar bu süreç böyle ilerleyecek’ deyince, biz gözümüzü kapattık ve güvendik yani. Hiç sorgulamadan ardı sıra devam ettik. Şahsen ben, 65 gündür direniyorum, aklımda hiçbir şüphe yok. Mehmet Bey’e karşı da olsun, sendikama karşı da olsun. Nasıl olacak, kazanabilecek miyiz? Tabi ki kazanacağız. Bütün haklarımızı alacağız inşallah. Emeklerimiz, alın terimizin karşılığını alacağız. Bize, ‘Kazanamazsınız’ diyen çok oluyordu. Biz de Kod 22’yi kaldırmayı başardıktan sonra, ‘Başaramazsınız diyordunuz ama başarmaya başladık’ dedik. Geçen gün, markette, güvenlikten birisi, ‘Sizin sayenizde maaşlarımızı aldık’ dedi. Ben de ‘Helal olsun, diyeceğinize siz de gelip biraz destek verseydiniz keşke’ dedim. 2-3 ay maaş alamayınca boşanmak durumunda kalan arkadaşlarımız var. Evden atılan arkadaşlarımız var. Çocuğuna bir kitabı alamayan arkadaşlarımız var. Bunlar dram değil, hayatın gerçekleri.” Eviniz kira mı? Hayır, annemden kaldı burası. Ayrıldığı eşinden kalan borcu da ödemek zorunda kalmış Şu anda ekonomik olarak ne durumdasınız? Gerçekten çökmüş durumdayız. Eşim vefat edince bize yüklü miktarda borç kaldı eşimden. Bunu ödemekte gerçekten zorlandık. Bu evin elektriği, suyu, doğal gazı var. Faturalarımız var. Gider var ama gelir yok. Gerçekten zorlandık yani. Ama ailem sağ olsun, çocuklarımın da desteğiyle bir şekilde atlatmaya çalışıyoruz. Direnişteki diğer arkadaşlarınız da benzer durumdalar herhalde? Ek bir geliri olmayan arkadaşlar ek hesaplara, kredi kartlarına girdiler. Şu anda faiz işliyor. Alacakları tazminatları da faize yatıracaklar. ‘Direnişle birlikte özgüven kazandık’ Daha önce hayatınızda bir çadır yoktu, şimdi var. Bu nasıl bir duygu? O çadırı biz evimiz gibi görüyoruz. Orası bizim evimiz artık. Oraya gitmeden duramıyoruz. Günlük olarak gidiyoruz. Orası bizim kalemiz. Orası yıkılırsa biz de yıkılacağız gibi geliyor. İlk günü anlatayım size. İlk gün Tokat Belediye Başkanı bize bir çadır gönderdi. Patronumuzun baskısı üzerine çadırı bir gece de geri aldı. Sonra bugünkü çadırı sendikamızla birlikte biz kurduk. Heyecandan da biraz anlatmakta zorlanıyorum. Sabah dokuzda biz gidiyoruz ve akşam çocuklarımız da olduğu için evimize dönüyoruz ama gece bire, ikiye kadar o çadırı bekleyenler var. Bir arkadaşımız kireçli su içmeyelim diye bize günlük su taşıyor mesela. Günlük yemek yaparak getiren arkadaşlarımız var. Mesela bugün çadırda pişi yaptık, pişi yedik. Odun sobamız var. Çadırımızın içi sımsıcak. Günlük bir aktivite var zaten. 25 Kasım’ı bile kutladık orada. Direnişten önce bir sosyal hayatımız yoktu. Sabah 6.30’da kalk işe git, akşam 7’de gel, yemek yap yat. Bu kadardı. Bu direnişle birlikte insan kendisine özgüvenini de kazanıyor, dostluk da kazanıyor. Halktan nasıl tepkiler alıyorsunuz? Mitingin broşürlerini ilk Buse ile birlikte biz dağıttık. Çok güzel karşılıklar aldık. Mitingimizde 2500 kişiydik. Aşırı katılım vardı. Eyleme katılmayanlar da bize alkışlarla destek oldu. Bu mücadele başarıya gidecek. Ondan eminiz. Yıllardır patronlar kıdem tazminatını verip ihbar tazminatını vermiyormuş. Sendikamızın sayesinde bunu da alacağız. Şık Makas fabrikasının önünde, soğuk havaya karşı bacaları tüten çadırlarında direnen işçilerin kararlılığı birbirlerini ısıtıyor. Biri çadırın önünde odun kesiyor, diğeri odun ateşinde demlenmiş çayı arkadaşlarına ve misafirlerine ikram ediyor. Güldane Çiftçier, ‘Şık Makas’ta patron ve sarı sendika zulmüne son. İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız!’ pankartının asılı olduğu çadırlarının önünde kendisinden emin tebessümüyle sizi dayanışmaya çağırıyor ve ekliyor: “Mutlaka biz kazanacağız.”
www.evrensel.net
December 12, 2025 at 12:50 PM