Ünlü Oyuncu Burak Hakkı'dan 35 Bin Metrekarelik Tarım Yatırımı
Ünlü oyuncu Burak Hakkı, İstanbul'un karmaşasını tamamen geride bırakarak Çanakkale'nin Gelibolu ilçesine bağlı Güneyli Köyü'ne yerleşti. Satın aldığı 35 dönümlük geniş arazi üzerine büyük bir tarım tesisi kuran Hakkı, burada bine yakın ceviz ağacı dikerek organik üretime başladı. Ekranların aranan yüzü olarak tanınan ismin kariyerinin zirvesindeyken aldığı bu karar, sürdürülebilir bir yaşam arayışının ne kadar güçlü bir motivasyon olduğunu kanıtlıyor. Yılın büyük bölümünü toprakla uğraşarak geçiren sanatçının tarım sektörüne girişi, kırsal yaşama duyulan özlemin en somut örneklerinden birini temsil ediyor.
BURAK HAKKI NEREYE YERLEŞTİ VE NE İŞ YAPIYOR?
Başarılı oyuncu, şehir hayatının yorucu temposunu hayatından çıkararak Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde bulunan Güneyli Köyü’ne taşındı. Satın aldığı 35 bin metrekarelik devasa arazide kendisine huzur dolu yeni bir dünya inşa etti. Bu topraklarda yalnızca stresten uzaklaşmakla kalmayan ünlü isim, eş zamanlı olarak çok ciddi bir organik tarım operasyonunun da düğmesine bastı.
Güneyli Köyü sınırları içindeki çiftliğin en büyük üretim kalemini ceviz yetiştiriciliği oluşturuyor. Araziye özenle dikilen bine yakın ceviz ağacı, her geçen yıl büyüyerek yüksek bir rekolte potansiyeline doğru ilerliyor. Ceviz yetiştirmek doğası gereği uzun yıllar süren büyük bir sabır gerektirirken, başarılı oyuncu bu zorluğun üstesinden tarlada bizzat ter dökerek geliyor.
Arazide standart endüstriyel yöntemler yerine, toprağı koruyan sürdürülebilir tarım teknikleri tercih ediliyor. Kimyasal zehirlerden tamamen uzak durulan üretim tesisinde, doğanın kendi dengesini koruyan organik bir yetiştirme düzeni uygulanıyor. Ata tohumu kullanımına en üst düzeyde öncelik verilmesi, bu girişimi sıradan bir hafta sonu bahçesinden ayırarak profesyonel bir tarım işletmesi seviyesine taşıyor.
EKRANLARIN ARANAN YÜZÜ BURAK HAKKI KİMDİR?
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu olan Burak Hakkı, 1994 yılında düzenlenen Best Model of Turkey yarışmasında birinci seçilerek Türkiye'ye adını duyurdu. Modellik kariyerindeki bu parlak başlangıcı kısa sürede oyunculuk dünyasına taşıyan başarılı isim, televizyon ekranlarının en beğenilen jönlerinden biri haline geldi. Kamera karşısındaki doğal yeteneği, onu yıllarca sürecek çok uzun soluklu projelere taşıdı.
Oyunculuk serüveninde basamakları hızla çıkan yetenekli sanatçı, Zehirli Sarmaşık ve Kaybolan Yıllar gibi yüksek bütçeli yapımlarla milyonlarca izleyiciye ulaştı. Ulusal çaptaki bu başarısını sadece Türkiye sınırları içinde bırakmayıp, yurtdışında da ses getiren çalışmalara imza attı. Yunanistan'da sahnelenen tiyatro oyunlarında başrol üstlenen oyuncu, yeteneğinin evrensel bir boyuta sahip olduğunu uluslararası sahnelere çıkarak kanıtladı.
Kamuoyunun gözü önünde geçen yirmi yılı aşkın kariyerine rağmen, magazin figürü olmaktan ısrarla kaçındı ve özel hayatını daima kameralardan uzak tutmayı bildi. Polemiklerden ziyade mesleki başarılarıyla gündeme gelmeyi tercih eden sakin bir karakter çizdi. Şöhretin getirdiği o ışıltılı hayatın yerine sadeliği araması, onun bugünkü kırsal yaşam tercihinin ipuçlarını çok önceden sessizce veriyordu.
DUDAKTAN KALBE DİZİSİ KENAN KARAKTERİ NEDEN UNUTULMADI?
Reşat Nuri Güntekin’in ölümsüz edebi eserinden televizyona uyarlanan Dudaktan Kalbe, yayınlandığı yıllarda izlenme oranlarında gerçek bir fırtına kopardı. Burak Hakkı’nın büyük bir ustalıkla hayat verdiği müzisyen Kenan karakteri, bitmek bilmeyen hırsları ve sonradan gelen pişmanlıkları arasındaki sıkışmışlığıyla Türk halkını ekrana kilitledi. Senaryodaki imkansız aşk hikayesi, televizyon tarihimizin en dramatik ve ikonik sayfalarından biri olarak kayıtlara geçti.
Kenan karakterinin seyircide bu kadar derin bir psikolojik iz bırakmasının altında, kusurlu ama bir o kadar da gerçekçi bir insan portresi çizmesi yatıyordu. Tutkuyla bağlı olduğu kemanı üzerinden yansıtılan içsel çatışmalar, karakterin çok boyutlu ve derinlikli yapısını gözler önüne serdi. Yayınlandığı akşamlarda sokakların boşalmasına neden olan unutulmaz dizi, reyting listelerini yıllar boyunca zirvede tamamladı.
Yayın hayatı sona erdikten sonra bile, başarılı oyuncunun ismi uzun süre Kenan karakteriyle beraber anıldı. Yıllar geçmesine rağmen sosyal medyada ve çeşitli dijital platformlarda, dizinin en can alıcı sahneleri hala yeni kuşaklar tarafından paylaşılıyor. Toplumsal hafızaya kazınan bu ağır dram rolü, oyuncunun meslek hayatında sergilediği en güçlü performanslardan biri kabul ediliyor.
ÜNLÜLERİN KÖYE YERLEŞME AKIMI NASIL BAŞLADI?
Metropol hayatının yorucu temposu, bitmeyen trafik çilesi ve artan betonlaşma, son yıllarda pek çok tanınmış ismi doğanın kucağına yöneltti. Pandemi döneminin getirdiği kısıtlamalarla zirveye ulaşan kırsala göç dalgası, artık geçici bir kaçış planı olmaktan çıkarak kalıcı bir yaşam biçimine dönüştü. Topluma mal olmuş isimler sadece kısa tatiller için değil, yılın büyük bölümünü huzur içinde geçirmek için sessiz köyleri tercih ediyor.
Çanakkale ve Kuzey Ege hattı, temiz havası ve son derece verimli tarım topraklarıyla bu yeni organik yaşam arayışının merkez üssü haline geldi. Özellikle Saros Körfezi'ne kıyısı bulunan stratejik köyler, İstanbul'a olan yakınlıkları sebebiyle yatırımcıların bir numaralı tercihi oluyor. Bölgedeki arazi ve tarla fiyatları yaşanan bu yoğun göç hareketliliğiyle birlikte her geçen gün daha fazla değer kazanıyor.
Sanat ve cemiyet dünyasından sayısız isim ufak hobi bahçeleri alarak toprağa dokunurken, içlerinden bazıları bu süreci bambaşka bir ticari boyuta taşıyor. Onlarca dönümlük geniş arazilerde artık bilimsel ve modern tarım faaliyetleri titizlikle yürütülüyor. Ünlülerin başarıya ulaşan bu doğaya dönüş hikayeleri, şehrin stresinden bunalan ancak adım atmaya korkan ofis çalışanlarına da büyük bir cesaret aşılıyor.
35 DÖNÜMLÜK ÇİFTLİKTE ORGANİK HASAT SÜRECİ
Güneyli Köyü'ndeki devasa tarım tesisinde hummalı üretim çalışmaları yılın her döneminde hız kesmeden sürüyor. Toprakla buluşturulan sebze ve meyveler, aylarca süren titiz bir bakım sürecinin ardından mevsiminde hasat edilerek tarladan sofralara doğru yola çıkıyor. Deneyimli sanatçı zamanının tam altı ayını bilfiil kendi arazisinde geçirerek, ekimden hasada kadar üretimin her bir aşamasına bizzat nezaret ediyor.
Kırsalda yaşam sürmenin kendisine benzersiz bir huzur verdiğini aktaran Hakkı, toprağa dokunmanın hayatındaki en büyük itici güç olduğunu dile getiriyor. Yetiştirdiği ürünlere gösterdiği derin hassasiyeti ifade ederken, "Ağaçlarıma adeta bir çocuk gibi bakıyorum" sözlerini sarf ediyor. İhtiyaç duydukları ve mutfaklarında tükettikleri her şeyi kendi emekleriyle yetiştirmeleri, arazinin tam anlamıyla kendi kendine yeten sürdürülebilir yapısını kanıtlıyor.
Titizlikle korunan ata tohumundan elde edilen bu besleyici organik gıdalar, yalnızca çiftlik sakinlerinin sofralarını süslemekle kalmıyor. Tam zamanında hasat edilen binlerce kiloluk kaliteli mahsuller, paketleme aşamasının ardından piyasaya sunularak alıcısıyla buluşuyor. Yıllarca ekranlarda boy gösteren oyuncunun şimdi tarım sektöründe başarıyla adından söz ettirmesi, doğayla kusursuz bir uyum içinde büyüyen girişimci ruhunu yansıtıyor