#Faşir
Twitter’a girince bir koku duyuyorum, cidden alegori yapıyorum, bir çürümüşlük bir ego çürüğü bi kokuyor, fasır fasır eziklik kokuyor.
November 19, 2024 at 6:40 AM
Eveeet,kolları sıvayalım,temiz su geliiii çekilin önünden🥳barajların vanayi açtımm,dünyanın tepesinden faşır-foşur yıkiciz🧹🧽🪣🧼🤦🏻‍♀️🤷🏻‍♀️🥳😋🤭
February 8, 2026 at 11:02 AM
Fášir padl. Poslední bašta súdánské armády v Dárfúru je v rukou milic RSF. Z města přicházejí svědectví o masakrech, hladu a etnických čistkách. Vysvětlujeme nejnovější vývoj v zemi i pozadí bojů.
Masakry civilistů, hlad i mezinárodní mlčení. Pád města Fášir na západě Súdánu přepisuje mapu konfliktu
Súdánské město Fášir mají po měsících obléhání pod kontrolou milice RSF. Poslední baštu súdánské armády v Dárfúru proměnily během hodin v epicentrum lidského utrpení. Humanitární organizace a svědci…
denikn.cz
October 29, 2025 at 5:48 PM
Ani zvieratá sa k sebe nesprávajú tak strašne ako to dokáže človek k človeku... 😡😪
Ľudia v sudánskom meste al-Fášir žijú podľa OSN v nehumánnych podmienkach
Civilisti, ktorí zostali v sudánskom meste al-Fášir po tom, ako ho dobyli tamojšie polovojenské Sily rýchlej podpory (RSF), žijú bez ...
bleskovky.zoznam.sk
December 29, 2025 at 9:12 PM
Súdánský Al-Fášir byl měsíce v obležení.🇸🇩

Po jeho pádu začaly masakry civilistů. Doktor Abakar svědčí o genocidě v Súdánu i odvaze lékařů, kteří zachraňovali životy navzdory všemu.
www.voxpot.cz/clanky/svede...
Svědek genocidy: Nepřestali jsme operovat, ani když padaly rakety
Súdánské město al-Fášir bylo několik měsíců obléháno a dovedeno téměř k hladomoru. Na konci října loňského roku padlo a začaly masakry civilistů. Po celou dobu tamní lékaři a lékařky neúnavně…
www.voxpot.cz
June 1, 2026 at 8:11 AM
El Faşir kenti, Darfur'da ordunun son kalesi konumunda.
➡️ https://l.euronews.com/Wb2F
September 25, 2025 at 3:17 AM
🚩SUDAN’IN EL-FAŞİR KENTİNDE BİR HAFTADA 63 KİŞİ AÇLIKTAN ÖLDÜ

#MedyaHaber
#MedyaHaberTv
August 12, 2025 at 11:53 AM
Zabíjení civilistů odhalují taky satelitní snímky a videa ze sociálních sítí, která často zveřejňují samotní ozbrojenci. „Začala tam genocida v éře dronů,“ říká k vyvražďování civilistů v súdánském městě Fášir ředitel Humanitarian Research Lab.
irozhl.as/ywo
Začala éra genocidy s pomocí dronů. Bojovníci RSF páchají zvěrstva v súdánském Fáširu, varuje analytik
„Předali jste genocidní jednotce smrti stát Sudán a letectvo. Myslíte, že to nebude mít následky?“ ptá se ředitel Humanitarian Research Lab na Yaleově univerzitě Nathaniel Raymond.
irozhl.as
November 15, 2025 at 1:52 PM
Birleşmiş Millletler Uluslararası Göç Örgütü: Sudan'ın Faşir şehrinde yaklaşık 71 bin kişi yerinden edildi
gazeteoksijen.com/dunya/birles...
Birleşmiş Millletler Uluslararası Göç Örgütü: Sudan'ın Faşir şehrinde yaklaşık 71 bin kişi yerinden edildi
Gazete Oksijen
gazeteoksijen.com
November 3, 2025 at 6:07 AM
Sırf bö gibi anti-şüşko tayfasını sinir etmek için zayıfları ile ilgili bir takım şeyler söylesem mi diye düşünürken bundan vazgeçtim. Çünkü KASLI ERKEK ve KADINLAR olarak onları aşağılardan gelen sesi yukarılara ulaşana kadar zayıflaşıyor. Fasır fusur oluyor o sesler. KOCAMAN ve UZUNUZ çünkü
December 16, 2025 at 11:32 AM
El Faşir katliamının ardından tepkiler artıyor:
BAE, Sudan politikasının başarısız olduğunu ilk kez kabul etti
gazeteoksijen.com/dunya/el-fas...
El Faşir katliamının ardından tepkiler artıyor: BAE, Sudan politikasının başarısız olduğunu ilk kez kabul etti
Gazete Oksijen
gazeteoksijen.com
November 5, 2025 at 1:52 PM
Tým OSN vstoupil do súdánského města al-Fášir po masakru paramilitárních sil: 'Je to jako město duchů' blisty.cz/art/130850-t...
Tým OSN vstoupil do súdánského města al-Fášir po masakru paramilitárních sil: 'Je to jako město duchů' | 7. 1. 2026 | Britské listy
Krátká dvouhodinová cesta stačila prvním svědkům zvenčí, aby získali představu o zničeném a prakticky opuštěném městě s tisíci mrtvých a vysídlených, píše M...
blisty.cz
January 7, 2026 at 12:15 AM
Bahreyn'in başkenti Manama'da düzenlenen güvenlik zirvesine katılan Dışişleri Bakanları, Darfur'un El Faşir kentinde RSF tarafından gerçekleştirildiği bildirilen vahşeti kınadıklarını açıkladılar.
➡️ https://l.euronews.com/C3h8
November 1, 2025 at 10:27 AM
Mrzí mne, že tu není ČT24.
Některé články webu ct24.cz jsou v ČR unikátní a neměly by zapadnout. Například dnes tento:
ct24.ceskatelevize.cz/clanek/svet/...
Milice na „náměstí smrti“ střílely děti, popsali Fášir přeživší
Jednotky rychlé podpory (RSF) po vpádu do súdánského Fáširu oddělovaly ženy od mužů, které pak na „náměstí smrti“ hromadně povraždily včetně malých dětí. Kdo neměl na výkupné, byl zabit. Tak popisují ...
ct24.ceskatelevize.cz
November 7, 2025 at 9:12 AM
Sudan'da hastaneye dron saldırısı: 70'ten fazla kişi yaşamını yitirdi
www.birgun.net/haber/sudan-...
Sudan'da hastaneye dron saldırısı: 70'ten fazla kişi yaşamını yitirdi
Sudan'ın Faşir şehrinde hastaneye yapılan dron saldırısında 70'ten fazla kişi hayatını kaybetti.
www.birgun.net
January 26, 2025 at 6:55 AM
Jde o druhý útok na stejný tábor v jednom týdnu. V této východoafrické zemi už více než dva roky pokračuje občanská válka, která si vyžádala desítky tisíc mrtvých.https://irozhl.as/wKx
Súdánské RSF zaútočily podruhé v jednom týdnu na uprchlický tábor Abú Šúk. Zabily 31 civilistů
RSF útočí na súdánské uprchlické tábory často. V rozmezí 14 dnů v dubnu při útocích na Fášir a dva přilehlé uprchlické tábory Zamzam a Abú Šúk ve stejném státě zabily více než 500 civilistů.
irozhl.as
August 16, 2025 at 6:47 PM
BAE'nin Finanse Ettiği Hızlı Destek Kuvvetleri, Sudan'da Binlerce Sivili Katletti

💢Hızlı Destek Kuvvetleri ele geçirdiği El Faşir şehrinde; evlerin yakılması, toplu infazlar ve kadınlara yönelik cinsel saldırılar gibi pek çok vahşete imza atıyor.
www.tamgaturk.com/bae-nin-fina...
October 30, 2025 at 11:22 AM
šílenství lidstva
"Pohřešuje se 150 tisíc lidí. Ze satelitních snímků po masakru v súdánském Fáširu mrazí"
www.novinky.cz/clanek/zahra...
Pohřešuje se 150 tisíc lidí. Ze satelitních snímků po masakru v súdánském Fáširu mrazí - Novinky
Satelitní snímky súdánského města Fášir, které před šesti týdny obsadily polovojenské Jednotky rychlé podpory, ukazují naprosté prázdno v ulicích. Tam, kde běžně býval čilý ruch, jezdila auta a obchod...
www.novinky.cz
December 9, 2025 at 6:34 AM
Sudan'da savaş ağalarının altın savaşları!

✒️ Hediye Levent yazdı https://www.evrensel...
Sudan'da savaş ağalarının altın savaşları!
İran’dan Kuzey Afrika’ya kadar yüz milyonlarca insanın yaşadığı coğrafya yine kaynayan kazan. Hepimizin gözü kulağı yakın coğrafyamızdaki gelişmelere kilitlenmişken neredeyse 1.5 yıldır kuşatma altında olan Sudan’ın El Faşir bölgesinden kitlesel katliam haberleri akmaya başladı. 2000’li yıllarda da etnik soykırımlarla özdeşleşen Sudan, yıllardır kanlı bir iç savaş ile boğuşuyor. Bir tarafta Sudan ordusu diğer tarafta Libya iç savaşında milis güçler olarak da adından söz ettiren Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK) olduğu savaş, on binlerce insanın ölümüne, yüz binlerin evsiz kalmasına sebep oldu. Sudan hükümetinin HDK’yi dağıtma ve orduya entegre etme girişimi bu kanlı iç savaşın daha da kanlı yeni bir eşiğine dönüştü. Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Türkiye gibi ülkelerin de az çok dahil olduğu bu kanlı savaşta Sudanlılar can derdindeyken, ülkenin altın başta olmak üzere kaynakları çatışmaların uzamasına yol açtı. Modern dünyanın şahitliğinde süren yağma savaşında, defalarca katliamlar, tecavüzler, göçe zorlamalar yaşandı. Hem bölge ülkeleri hem de uluslararası toplum, rutin haline gelen “Endişeyle izliyoruz”, “Tarafları uzlaşmaya çağırıyoruz” gibi açıklamalarla yetindi. Peki, Sudan’ın yer altı kaynakları ve ekonomik açıdan zenginliklerinin toplandığı Darfur bölgesindeki El Faşir neden önemli ve niye uluslararası bir yağma savaşının anahtarı haline geldi? El Faşir aslında neredeyse 1.5 yıldır milislerden oluşan HDK’nin kuşatması altındaydı. Hem Sudan Hükümet Ordusu hem de HDK El Faşir’deydi ancak bölgedeki küçüklü büyüklü silahlı gruplar bu savaşın tarafı olmadıklarını duyurdular. HDK, El Faşir’i aylarca kuşatma altında tuttu. Elektrik, su, iletişim altyapısını çökertmekle kalmadı; şehre ihtiyacı olan gıdayı, ilacı taşıyan kamyonları ve tırları engelledi. Baskıların artmasının ardından kentteki silahlı gruplar Sudan ordusu ile iş birliği yapmak zorunda kaldıklarını duyurdular. Kente Sudan ordusunun yerleşmesini bahane eden HDK, saldırılarını daha da artırdı. Şehrin etrafını çeviren HDK, Sudan ordusunun ülkenin geri kalanıyla, özellikle Darfur ile ilişkisini kesti. Hatta geçtiğimiz aylarda hava yoluyla ikmal yapmaya çalışan Sudan ordusunun uçakları düşürüldü, lojistik hattı çökertildi. Diğer taraftan Sudan Hükümet Güçleri’nin ülke içinde kontrol ettikleri bölgeler arasındaki bağlantı giderek zayıflarken HDK, ülkenin Libya ve Çad sınırlarını da ele geçirmişti. Keza ülkenin neredeyse yarısını kontrol eden dağınık silahlı gruplar ile HDK arasındaki ilişkiler, bu yapıya resmi orduya göre daha fazla hareket ve lojistik imkanı sağlıyordu. Sonuç olarak El Faşir’deki Sudan ordusunun çekilmek zorunda kaldığını duyurmasının ardından kentteki yüz binlerce insan HDK’nin insafına kalmış oldu. Belki sosyal medyada katliam görüntülerine denk gelmişsinizdir. El Faşir’in düşmesinin simgesi haline gelen Ebu Lulu lakaplı HDK milisinin en az bin kişiyi infaz ettiği görüntüler yayıldı. HDK katliamları öyle bir noktaya geldi ki örgüt “Katliama karışanların yargılanacağına” dair açıklama yapmak zorunda kaldı. Yargılanırlar mı? Elbette hayır! El Faşir ile birlikte Darfur bölgesi artık kanlı milislerden oluşan HDK’nin eline geçmiş oldu. El Faşir’de katliamların devam ettiğini gösteren uydu görüntülerinden hastanelerin basılıp sivil-çocuk demeden yüzlerce insanın katledildiğine dair haberlere kadar, birbirinden korkunç gelişmeler art arda yaşanıyor. Sudan bir kez daha bölünmenin eşiğinde ve HDK’nin Darfur bölgesini ele geçirmesinin ardından uluslararası meşruiyet kazanmak için dikkat çekici bir zemin kazandığına dair yorumlar yapılıyor artık. Sudan’daki kanlı kısır döngüye dahil olan ülkelere yönelik cılız sesler de yükseliyor. Mesela HDK’yi destekleyen Birleşik Arap Emirlikleri’nin Sudan’dan 2024 yılında 29 ton altın aldığına dair raporlar var. BAE bu raporları yalanlamaya devam etse de HDK’ye silah, milis, para desteği verdiği herkesin bildiği sırlardan. BAE’nin HDK’ye temin ettiği zırhlı araçları İngiltere’den aldığı, milislerin eğitimini de yine BAE’de lisans sahibi olan İngiltere menşeli şirketler üzerinden sağladığına dair iddialar Guardian’a bile haber oldu. BAE-HDK-Sudan ve El Faşir ilişkisi Sudan ile de sınırlı değil. El Faşir’i ele geçirerek Sudan’ın altın kaynaklarının yanı sıra uranyumdan petrole su kaynaklarından verimli tarım arazilerine oldukça kritik kaynakları da büyük ölçüde ele geçiren HDK’nin, Libya’daki iç savaşın meşhur taraflarından Halife Hafter ile bağı ve her iki gruba BAE’nin verdiği destek biliniyor. Keza, Libya ve Çad dahil Sudan sınırlarının bir kısmını elinde tutan HDK’nin kaçakçılık rotalarından da büyük gelirler sağladığı tahmin ediliyor. Suriye’de Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri varlığını Libya’ya kaydıran ve Wagner gibi yapılar üzerinden sahadaki konumunu sağlamlaştırmaya girişen Rusya da, Sudan savaşının tarafları arasında sayılabilir. Bölgedeki uzmanlar Sudan’ın yer altı kaynaklarını büyük ölçüde ele geçiren HDK’nin, Sudan’da kontrol ettiği bölgeler sayesinde Libya içlerine uzanan bir hat oluşturmasının mümkün olduğunu savunuyor. Bu kaynakların da, bu hattın ve hattı koruyan milislerin finansmanı için kullanılacağı söyleniyor. Sudan’daki gelişmelerden dolayı Mısır oldukça tedirgin. Bin kilometreden fazla ortak sınırı olan Sudan’da, HDK gibi milislerden oluşan bir yapının hem finansal hem de siyasi açıdan giderek güçlenmesinin Mısır’ı güvenlik ve göçmen akını gibi boyutları ile etkilemesi oldukça mümkün. Türkiye’nin rolü ya da son gelişmelerin ardından nasıl bir politika yürüteceği ise belirsiz. Libya’ya kıyasla Sudan’da oldukça sınırlı bir kapasitesi olan Türkiye’nin, Sudan ordusuna Mısır üzerinden silah sattığı biliniyor ancak Ankara’nın HDK’ye yaklaşımı Mısır ile ilişkilerini doğrudan etkileyebilecek bir hamle olacak gibi görünüyor. Bütün bunlar olurken bir kez daha can korkusu ile katliam sırasının kendilerine gelip gelmeyeceğini bekleyen Sudanlılara kimse bir şey sormuyor!
www.evrensel.net
November 5, 2025 at 9:10 PM
BM Uluslararası Göç Örgütü, Sudan'da 71 bin kişinin yerinden edildiğini açıkladı. https://www.evrensel...
BM Uluslararası Göç Örgütü açıkladı: Sudan'da 71 bin kişi yerinden edildi
Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (IOM), bir hafta önce Hızlı Destek Güçlerinin (RSF) Sudan'ın batısındaki Kuzey Darfur eyaletinin merkezi Faşir'in kontrolünü ele geçirmesinin ardından kentten ve çevre köylerden yaklaşık 71 bin kişinin yerinden edildiğini bildirdi. IOM açıklamasında, 1-2 Kasım tarihlerinde Kuzey Darfur’daki Faşir kentinde süren çatışmalar nedeniyle yaklaşık 8 bin 600 kişinin yerinden edildiği belirtildi. AA'nın verdiği bilgiye göre açıklamada, "26 Ekim-2 Kasım tarihlerinde Faşir kenti ve çevresindeki yerlerden toplam 70 bin 894 kişi yerinden edilmiş oldu" ifadeleri kullanıldı. Ne olmuştu? Sudan, 15 Nisan 2023'ten beri ordu ile Hızlı Destek Güçlerinin arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor. Ülkenin batısındaki Darfur bölgesinin en büyük kenti Faşir, şiddetli çatışmaların ardından büyük ölçüde RSF'nin kontrolüne girdi. On binlerce kişinin çatışmalardan kaçtığı kentte RSF'nin halkı zorla yerinden çıkardığı ve çok sayıda silahsız kişiyi öldürmesi ve işkence ettiği anlar RSF mensuplarının paylaştığı videolara yansımıştı.
www.evrensel.net
November 3, 2025 at 6:55 AM
'Yabancı müdahale olmasaydı Sudan’da savaş sona ermiş olurdu'

Sudan Komünist Partisi Enformasyon Bürosu Sekreteri Fathi Alfadol, Evrensel'e konuştu: "Her iki tarafa gelen dış destek olmasaydı, savaş… https://www.evrensel...
'Yabancı müdahale olmasaydı Sudan’da savaş sona ermiş olurdu'
Sudan’da 2019’daki darbe ile iktidara gelen Abdulfettah Burhan yönetimindeki ordu ile, bir zamanlar halka karşı ittifak kurduğu ancak iktidar kavgası yüzünden nisan 2023’te çatışmaya başladığı Muhammed Hamdan Dagalo (Hemedti) liderliğindeki paramiliter ordu Hızlı Destek Güçleri (HDK) arasındaki savaş devam ediyor. Geçtiğimiz ekim ayında Kuzey Darfur bölgesindeki el Faşir kentinin HDK tarafından ele geçirilmesi ve sivil katliamların başlaması, yıllardır büyük bir insani kriz yaşayan Sudan’ı ve iç savaşı dünya gündemine taşıdı. Ancak ilgi kısa sürdü. Aralık 2018’de dönemin Ömer Beşir diktatörlüğüne karşı ayaklanarak çıktığı yolda, önce askeri darbe ve sivil katliamları sonrasında iç savaşla engellenen Sudan halkının demokrasi ve özgürlük mücadelesi ise her şeye rağmen devam ediyor. Beşir darbe ile devrilse de ordu iktidarı devretmeyi reddediyor. Yabancı güçlerin taraf olduğu iç savaşın kanlı bilançosu, zorunlu göç ve açlık gibi sorunlar büyüyor. 2018 protestolarının da örgütleyicilerinden olan Sudan Komünist Partisinin Enformasyon Bürosu Sekreteri Fathi Alfadol, Sudan’da aralık 2018’den bu yana yaşananları ve iç savaş döneminde nasıl örgütlendiklerini aktardı. El Faşir’de tam olarak ne oldu? Milislerinin el Faşir’i 500 gün boyunca kuşattığı ve 18 ay süren bir kuşatmanın ardından, halkın çoğunluğunun bu süre zarfında farklı kaçış yolları bulduğunu söylemek beni şaşırtıyor. Sudan silahlı kuvvetleri ve orduyla birlikte çalışan milis kuvvetler olan Birleşik Kuvvetlerin liderlerinin çoğunun, Hızlı Destek (HDK) milislerinin girişinden önce el Faşir’den kaçtığını da belirtmek önemli. Kentteki demokratik güçlerden oluşan el Faşir Direniş Komitesinin raporuna göre, ordu şehri HDK milislerine av olarak bırakmış, terk etmiştir. Hartum, Madani ve Sudan’nın diğer bazı yerlerindeki deneyimlere göre, ordu bunu genellikle taktiksel geri çekilme olarak adlandırıyor. Ancak ülkenin farklı bölgelerinde tekrarlanan bu taktiksel geri çekilmenin sonucu sivillerin öldürülmesi, tecavüz, cinayet, yağma ve mülklerin paylaşımı gibi insanlık dışı suçların işlenmesi ve aktif halk liderleri ile toplumun aktif üyelerinin hapsedilmesidir. Bir diğer önemli nokta ise, Sudan silahlı kuvvetleri veya subaylarının el Faşir’deki liderliği ile HDK milisleri arasında dolaylı olarak bir anlaşma yapıldığına dair haberler yayımlanması. Buna göre anlaşma, geri çekilip şehri milislere teslim edecekleri şeklinde yapıldı. Sonuç olarak barış zamanında 2 milyondan fazla nüfusa sahip olan kentte şu anda yarım milyondan az kişi kaldı. Bu insanlar çeşitli suçların hedefi oldular ve şimdi de HDK milisleri tarafından çeşitli suçlara ve baskıya maruz kalıyorlar ve aynı zamanda orduyu destekleyen uçakların (SİHA’lar kastediliyor) bombardımanına maruz kalıyorlar. Bu uçaklar genellikle Mısır ve Türkiye’ye ait. El Faşir dışında, iç savaşta şu anda güç dengesi ne durumda? Ülkenin hangi bölgelerini kim kontrol ediyor? Kaynakları kim yönetiyor? Burhan’ın liderliğindeki ve temelde Müslüman Kardeşler’in elinde olan Sudan silahlı kuvvetlerinin Kuzey Sudan ve Doğu Sudan’ı kontrol ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak orta Sudan’da sadece bir dereceye kadar etkisi var. Batı Sudan’da ise, temel olarak HDK milisleri, daha çok Cordoba ve Darfur’da kontrolü ele geçirmiş durumda. Aslında Darfur’un neredeyse tamamı, HDK milislerinin elinde. Bu açıdan, el Faşir’i işgal etmek, kuzey Darfur’u işgal etmek anlamına gelir ve bu da HDK güçlerinin dışarıdan, özellikle Libya, Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti ile ortak sınırdan daha fazla yardım alabilmesi için yollar ve bağlantılar açar. Ülkeyi iç savaşa sürükleyen süreci bize hatırlatabilir misiniz? Müttefikler neden birdenbire düşman oldular? 2005 yılında (Dönemin Güney Sudan Lideri) John Garang ile (Sudan’ın Devrik Lideri) Ömer Beşir rejiminin Müslüman Kardeşler örgütü arasında Afganistan ve Kenya’da imzalanan anlaşma ile barışçıl veya sakin bir dönem yaşandı denebilir. 2010 yılında Sudan Komünist Partisi parlamentodan ayrılmaya karar verdi ve seçimlere karşı bir tür muhalefet oluşturarak barışçıl yollarla rejimin devrilmesini talep etti. O dönemde halk direniş komiteleri olarak adlandırılan komiteler kurdu. Bu, 1989’dan o zamana kadar tüm sendikaların, tüm siyasi partilerin, tüm kitle örgütlerinin veya sendika hareketlerinin yasaklanmış olması nedeniyle özellikle önemliydi. 750 binden fazla kişi kamu hizmetinden ihraç edilmişti. Ülkenin siyasi ve sosyal gelişiminde geleneksel olarak önemli bir rol oynayan kitle örgütlerinin liderlerinin çoğu ya hapse atılmış ya da ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştı. Bu nedenle, rejime direnmek veya direniş örgütü kurmak için tek olasılık mahallelerdi. Sudan Komünist Partisi de bu halk direniş örgütlerini kurmaya mahallelerde başladı. Ülkenin neredeyse tüm şehirlerinde ve mahallelerinde, özellikle de Sudan’ın kuzeyinde direniş komiteleri kuruldu. Ve bu, Müslüman Kardeşler rejimine karşı muhalefetin temel dayanağı oldu. 2013 yılının eylül ayında bir tür ayaklanma yaşandı. Halk direniş komiteleri, yerel malların fiyatlarındaki artışa karşı siyasi grev çağrısı yaptı. Grev yayıldı ve kitlesel gösterilerle birleşti. Ve özellikle başkentte o kadar güçlüydü ki, Ömer Beşir ve rejimin liderlik grubu başkentten ayrıldı. Ve Arap destek gücü veya milis destek gücünü (HDK) başkentte ayaklanmayı acımasızca bastırmak için çağırdılar. O zamanlar yaklaşık 500 kişi öldürüldü. Birçoğu gözaltına alındı. Bu, gelecekte yaşanacakların bir nevi provasıydı. 2013 ile 2018 yılları arasında siyasi sahnede farklı gelişmeler yaşandı. Demokrasi ve sivil yönetimin yeniden tesis edilmesini talep eden tüm siyasi güçler birleşik bir cephe oluşturmuştu. Ve ülke içinde ve dışında kampanya yürütüyorlardı. Ocak 2018’de fiyat artışlarına karşı gösterilere kitlesel katılım oldu. Sloganlar fiyat artışlarına, kıtlığa ve yanlış ekonomi politikalarına karşı olmaktan, bir tür rejim karşıtı ve demokrasi ile sivil hakların geri getirilmesini talep eden sloganlara dönüştü. 2018’in ortalarında, Adbara’da, yani Sudan’ın kuzeyindeki işçi merkezinde ve özellikle Damazin’de gösteriler başladı ve tüm ülkeye yayıldı. Bu da 2019’un başlarında Ömer Beşir’in düşüşüne yol açtı. Bu kitlesel gösterilere katılan son şehir başkentti (Hartum) ve Sudan tarihinde ilk kez başkent dışında böyle bir kitlesel ayaklanma başladı. Bu, ilk kez, yani diğer şehirler, köylüler ve ülkenin farklı köşelerinden gelen diğer güçler başkente doğru hareket etti. Ve oradan devrim ya da kitlesel ayaklanma başladı ve Sudan’da yeni değişiklikleri zorladı. Önemli olan, 2018’in sonlarına doğru ve Ömer Beşir’in devrilmesinden önce, yeni bir örgüt kuruldu ve Ümmet Partisi ile Sudan Kongre Partisi muhalefete yeniden katıldı. Devrim (2018-2019) sırasında ana güç, neredeyse tüm siyasi partileri kapsayan Özgürlük ve Değişim Güçleri’ydi. Ancak sendika cephesi olarak adlandırılan bir kanat ve Direniş Komiteleri/Hareketi olarak adlandırılan üçüncü bir kanat vardı. Bu üç bileşen az çok birlikte çalışıyordu ve bu da 2018 sonu, 2019 başında Sudan’da meydana gelen değişikliklere öncülük etti ve zemin hazırladı. Ancak Sudan Komünist Partisi, Direniş Hareketi ve Sendika Cephesinin bazı kesimlerinin isteği dışında varılan anlaşmanın ardından, Özgürlük ve Değişim Güçleri arasında bir bölünme yaşandı. Ve bu üçlü, yani Sudan Komünist Partisi, Direniş Hareketi ve Sendika Cephesi arasında yeni bir koordinasyon başladı. Diğer siyasi güçler, Özgürlük ve Değişim güçleri içinde faaliyetlerini sürdürdüler. 2021’in başlarında ordu tarafından yeni bir güç kuruldu. Bu güç, farklı milis gruplarından oluşan bir sivil örgüt veya sivil gruptu ve bir tür demokrasi grubu oluşturdular. Ordu bu grubu, devrime ait tüm kalıntılara ve tüm güçlere karşı bir karşı sivil örgüt olarak kullandı. Bu grubu kullanarak ordunun ülkede tam yetkiyi ele geçirmeyi talep ettiler. Bu hayali ve temsil gücü olmayan grubun taleplerine göre hem ordu hem Hemedti hem de Burhan, 25 Ekim 2021’de darbe yaptılar ve tüm kurumları, hükümeti ve diğerlerini feshettiler ve yeni bir hükümet ilan ettiler. Sudan Komünist Partisi, Direniş Hareketi ve Sendika Cephesi tarafından direnişin devam etmesi nedeniyle nisan 2023’te sözde bir anlaşmaya varmak zorunda kaldılar. Ancak Müslüman Kardeşler, bu anlaşmazlığın uygulanması halinde bunun kendilerinin sonu anlamına geleceğini çok iyi biliyordu. Ve milislere yönelik saldırı başlattılar. ‘HDK, göçü engellemesi için Avrupa tarafından desteklendi’ Hızlı Destek Güçleri nasıl ortaya çıkmıştı? Bugüne kadar ülkenin siyasi ve sosyal yaşamı üzerinde ne gibi bir etki yarattılar? HDK bir haydut çetesi olarak ortaya çıktı. Bu haydutlar, Batı Sudan’daki Muhammed (Hamdan Dagalo) kabilesinin bir kısmından oluşuyordu ve Çad ve Mali gibi birçok Afrika ülkesine yayılmıştı. Bu haydutlar, hükümet ve Müslüman Kardeşler tarafından Batı Sudan’da, özellikle Darfur’da artan rejim karşıtı duyguları ve kitlesel eylemleri bastırmak için kullanılan bir orduya dönüştürüldü. Ancak, HDK milislerinin rolünü güçlendirmeye yardımcı olan bir başka unsur da Avrupa Birliği’ydi. Aslında Avrupa Birliği tarafından silahlandırıldı ve finanse edildi. Sudan ve Libya arasındaki sınırları kapatmak, Afrika’dan, özellikle Güney Afrika’dan, Sahra’nın güneyinden gelen göçün Sudan’dan Libya’ya ve Libya’dan Avrupa’ya gitmesini önlemek gerekçesiyle bunu yaptılar. Partimiz ve Sudan’daki diğer siyasi güçler, bu konuda uyarılar yaptık, Avrupa Birliği’nin göçü durdurması çözümün bu olmadığını söyledik, bu ülkelerde ve hatta Sudan’da iş imkanları yaratarak Avrupa’da yeni bir hayat arayan insanları bu ülkelerde tutmak olduğunu düşündüğümüzü açıkladık. Ancak bu AB tarafından görmezden gelindi. Ve HDK’yi konsolide etmeye devam ettiler. Ve HDK, oradan itibaren daha çok paralel bir orduya benzemeye başladı. BAE ve Suudi Arabistan tarafından desteklenerek Yemen’deki savaşa da konuşlandırılmalarıyla büyük bir patlama yaşadılar. Orada Husilere karşı savaştılar. Yüksek maaşlar ve çok sayıda mali ve ekonomik destek aldılar, bu da yine güçlenmelerine ve genişlemelerine yol açtı. Böylece belki 5-10 bin kişi ile başlayan bir güç, 2010 ortalarında 100 bin askerlik bir güce dönüştü. Ve o noktadan itibaren, Müslüman Kardeşler’in farklı fraksiyonlarının düzenli ordusunun herhangi bir girişimine karşı Beşir’i savunmak için bir tür pazarlık gücü olarak kullanıldılar. O zamana kadar, paralel bir silahlı güç olarak muhafaza ediliyorlardı ve maaşları açısından ordudan daha güçlüydüler. Hızlı Destek milislerinde subayların aldığı maaşlar, düzenli ordudaki bir subayın aldığı maaşın üç hatta dört katıydı. Bu nedenle, o dönemde birçok subay ordudan ayrılıp milislere katıldı. Ve böylece gerçek bir güç merkezi haline geldiler, halka karşı kullanıldılar. 2018’deki devrimin başarısından sonra, ordunun karargahında yaşanan katliamda, 300 kişiden fazlası, çoğunlukla HDK tarafından öldürülmüştü. ‘Sudan savaşı vekalet savaşıdır’ İç savaşa hangi yabancı güçler karışıyor? Bu yabancı güçlerin Sudan’da ne gibi çıkarları var? Yabancı müdahale Sudan halkını nasıl etkiliyor? Doğrudan dahil olanlar Çad rejimini, Orta Afrika Cumhuriyeti’ni ve (Libya) Haftar’ı HDK milislerini desteklemek için araç olarak kullanan Birleşik Arap Emirlikleri’dir. Bununla birlikte, Rusya’ya ait olan ve Sudan’da da faaliyet gösteren Wagner grubunun altın ticaretinde HDK ile güçlü ilişkileri olduğunu da belirtmek önemli. Rusya başlangıçta hızlı destek gücünü destekliyordu. Ancak Rus rejimi, Putin ve Wagner grubu arasındaki ilişkilerin değişmesinden sonra, orduyu veya Sudan hükümetini destekleme pozisyonuna geçti. Ancak bu daha sonra oldu. Öte yandan, Mısır’ın Müslüman Kardeşler’e karşı açıkça ilan ettiği tutumuna rağmen, orduyu çok güçlü bir şekilde desteklediği çok açıktır. Mısır’a ek olarak, Türkiye, İran rejimi ve bir dereceye kadar Suudi Arabistan da bu duruma eşlik ediyorlar. Yine de, çeşitli nedenlerden dolayı Çin’in de hükümeti desteklediğini göreceksiniz. Bu, Sudan’ın dış politikasının genel hatlarıdır. Her iki tarafa gelen dış destek olmasaydı, savaş çoktan sona ermiş olurdu. Sudan’daki savaş, bir zamanlar aynı olan iki yerel ordunun vekalet savaşıdır. Sudan, çok önemli bir coğrafi konuma sahip. Avrupa ile Afrika ve Asya’yı birbirine bağlayan Kızıldeniz’de çok uzun ve zengin bir sahili var. Aynı zamanda mineraller açısından da zengin. Bu yüzden yabancı güçler Sudan’a büyük ilgi göstermektedir. Bu da savaşın devam etmesini büyük ölçüde açıklamaktadır. Daha önce de belirttiğim gibi, ordu kuzeydoğu Sudan’ı ve bir dereceye kadar orta Sudan’ı kontrol etmektedir. Burada verimli topraklarımız ve suyumuz var. Milislerin bulunduğu doğu Sudan ve batı Sudan’da altın ve diğer mineraller de var. ABD, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında oluşturulan dörtlü ittifak, barış gerekçesiyle durumu maniple etmeye çalışıyor. Ülkedeki durum ve çıkarlarının bölünmesi ve korunması konusunda kendileri bir anlaşmaya varmadıkça bunu asla başaramayacaklar. Bu noktaya varılırsa, Sudan’da savaş sona erecek. ‘Halkı temsil edecek bir hareket inşa etmeye çalışıyoruz’ Şu anda, cunta ve iç savaşa karşı halk hareketinin durumu nedir? Sudan Komünist Partisi, halkın çıkarlarına uygun olarak bu iç savaştan çıkmak için ne öneriyor? Kimlerle ve nasıl örgütleniyor? Sudan Komünist Partisi, aralık ayaklanmasının (2018) ana sloganı olan özgürlük, barış ve adaletin tesis edilmesi gibi temel talepler etrafında bir tür ulusal yurtsever cephe oluşturmaya çalışan 13 grupla ittifak halinde. Ve bunun etrafında, tabii ki savaşın halka, özellikle ilerici güçlere ve Komünist Partiye yönelik olduğunu anlatıyor. Ancak savaşın başlangıcından bu yana, örneğin ülkedeki muhalefetin ana gücü olan Direniş Hareketi taktik değiştirdi. “Takaya” adını verdikleri bir yapı altında yeni bir taktikle örgütlenmeye başladılar. Takaya, halkın gıda, ilaç, tedavi, barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayan yerleşim gruplarıdır. İş talep etmek, iyi maaş talep etmek; temel tıbbi tedavi, okulların yeniden açılması, hastanelerin yeniden açılması vb. gibi talepler öne çıkarıldı; acil durum komiteleri kuruldu. Ancak Sudan’ın belirli bölgelerinde, bu acil durum komitelerinin yeniden direniş komitelerine dönüştüğünü ve yine parti ile yan yana, bizim radikal değişim güçleri olarak adlandırdığımız şeyi kurduğunu göreceksiniz. Savaşın ilk bir yılında, reformcuların oluşturduğu ve halkın temel ihtiyaçlarını karşılayan bir çekirdek oluşmaya başladı ve bu çekirdek fiili hükümete karşı bir direnişe dönüşmeye başladı. Ve bu bizim taktiğimizdir, yani gelecekte yapılacak görüşmelerde halkı temsil edecek bir hareket inşa ediyoruz. ABD, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri koordinatör topluluğunun Sudan’da üç aylık özel bir ateşkes; gıda ve ilaç girişine yönelik güvenli geçitler açılması çağrısını olumlu karşılıyoruz. Ancak Sudan’daki savaşı radikal bir şekilde durdurmak için savaşı başlatanların cezalandırılması ve yargılanması gerektiğini; demokratik ve sivil toplumların gerçekten temsil edecek yeni bir yapının olması, yeni bir Sudan çağrısı yapılması gerektiğini savunuyoruz. Bu nedenle, şu anda temel taktiğimiz, elbette tabana dayalı geniş bir halk cephesi oluşturmaktır. Bu cephe, herhangi bir uluslararası veya bölgesel forumda Sudan halkını temsil edecek ve ayaklanmanın ana sloganı olan barış, özgürlük ve sosyal adaletin yeniden tesis edilmesini talep edecektir.
www.evrensel.net
December 15, 2025 at 9:46 PM