TTB AHEK: Sağlık hakkını piyasa insafına terk eden politikaları kabul etmiyoruz
Ankara – Türk Tabipleri Birliği (TTB) 5-7 Aralık 2025 tarihlerinde gerçekleştirilen 3. Aile Hekimleri Buluşması’nın sonucuna ilişkin çevrimiçi bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada konuşan TTB Aile Hekimliği Kolu (AHEK) Başkanı Dr. Sibel Uyan, birinci basamak sağlık hizmetlerinde dijitalleşme ve piyasalaşmanın derinleştiğini, pandemi ve 6 Şubat depremlerinin ise sağlık sistemindeki eşitsizlikleri daha görünür kıldığını söyledi. Uyan, Sağlık Bakanlığı’nın kamuoyunda iyi sağlık hizmeti sunduğuna yönelik algı oluştururken, esas olarak sağlığı piyasalaştıran politikalara ve sağlık şirketlerine sağladığı kârlara odaklandığını belirterek “Sağlık Bakanlığı’nın çalışanı sömüren, yurttaşın sağlık hakkını piyasa insafına terk eden politikalarını ve bu tercihini hayata geçirmek için yaptığı baskıları kabul etmiyoruz” dedi.
“Kendi alanımızda politik hattımızı güncelleyerek ilerledik”
Açıklamada konuşan TTB AHEK Başkanı Dr. Sibel Uyan TTB AHEK’in kurulduğu tarihten beri güncel sağlık politikaları, uygulamaları, topluma yansıyan halini ve sağlık çalışanlarına etkilerini sürekli yeniden değerlendirip, kendi alanında politik hattını güncellediğini söyleyerek “TTB AHEK Aile Hekimleri Buluşması’nın üçüncüsünün 5-7 Aralık 2025 tarihinde dört atölye grubu oluşturularak Gaziantep-Kilis Tabip Odamızın ev sahipliğinde yapıldığın belirterek “Gaziantep buluşmasına ve atölye çalışmalarına, toplam 21 tabip odasından 109 temsilci katkı sağlamıştır. Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü, AHEF, TAHUD, SES, BDS, AHESEN, Genel Sağlık-İş yönetici ve temsilcileri toplantılara katılarak buluşmanın zenginleşmesine katkı sağlamıştır” dedi. Uyan, buluşmada konuşulanların önümüzdeki tarihlerde bir kitapçık olarak yayınlanacağını duyurdu.
“Sağlık Bakanlığı çalışmaya katılım sağlamadı”
Uyan, III. Aile Hekimleri Buluşması’nda birinci basamak sağlık hizmetlerinde (BBSH) dijitalleşme ve piyasalaşmanın etkisi, pandemi ve Şubat 2023 depremleri sürecinde BBSH, toplumun sağlığına ve sağlık çalışanlarının hakları üzerine etkisinin tartışıldığını söyleyerek “Görüş ve önerilerle politik müdahale hattımız belirlenmiştir. TTB dışında BBSH alanında örgütlü dernek sendika temsilcilerinin de katılımıyla mücadele yöntemlerimizi konuşulmuş, önümdeki dönem yol haritamız belirlenmiştir. Ayrıca bu çalışmaya Sağlık Bakanlığı yetkililerini de bizzat davet ederek birlikte konuşma imkânı yaratmak istemememize rağmen maalesef merkezi düzeyde Sağlık Bakanlığı’ndan bu çalışmamıza katılım olmadığını, sadece Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü adına bir arkadaşımızın çalışmamızın başlangıç bölümüne katıldığını bildirmek isteriz” ifadelerini kullandı.
“Sağlık hizmetleri giderek daha fazla mekanikleştiriliyor”
Dijital teknolojilerin BBSH düzeyinde erişim, kayıt, tanı, tedavi, izlem, değerlendirme açısından önemli kolaylıklar sunmuş olsa da sağlık hizmetlerini giderek daha fazla mekanikleştirme ve sayısallaştırılmış insansız, mesafeli, duygusuz bir ilişkiye dönüştürme riski taşımakta olduğunu söyleyen Uyan, “Bu nedenlerle BBSH’nin bütünlüklü bakış açısına, koruyucu hekimliğe verebileceği olumsuzluklardan dolayı kaygı duyduğumuzu bildirmek isteriz. Ülkemizde BBSH’de kullanılan dijital uygulamalar ve yapay zekâ programlarının; ilkesel, yapısal, düşünsel tasarımından planlamasına, hazırlanmasından uygulanmasına, değerlendirmesinden denetlenmesine tüm süreçlerde sağlık çalışanları ve temsilcilerinin görüş, öneri, katkı, uyarıları alınmadan yapıldığını ve buna bağlı birçok sorun yaşandığını bildirmek isteriz. BBSH’nin ilk başvuru yeri olması, güvene dayalı bütünlüklü ve sürekli hizmet verilmesi, yerel özellikler taşıması nedeniyle mahremiyeti zedeleyebilecek, güveni sarsacak dijital veri güvenliği sorunlarının oldukça önemli olumsuz sonuçlara yol açacağını düşünüyor ve haklı kaygılar taşıyoruz” diye konuştu.
Dijitalleşmenin ve yapay zekâ sistemlerinin BBSH ilkelerine uygun olması gerektiğini belirten Uyan, “Sürecin her aşamasına sağlık çalışanlarının ve toplumun katılımı sağlanmalı, sistem hukuki ve etik değerleri içermeli, tamamen kamusal olarak sunulmalı, veri güvenliği ve paylaşımı kontrol altında tutulmalı, yeterli düzeyde şeffaf sağlanmalı, hesap verebilecek denetleme mekanizmaları güçlendirilmelidir” dedi.
“Sağlık Bakanlığı’nın pandemi sürecinde şeffaf davranmadı”
Sağlık Bakanlığı’nın pandemi sürecinde vaka sayılarını gizleyip şeffaf davranmadığını hatırlatan Uyan, “Önceliği siyasal başarı veya başarısızlık oldu, kötü bir sınav verdi. Salgınlara karşı yeterli hiçbir hazırlığın yapılmadığı anlaşıldı. Sağlık çalışanları kendi olanaklarıyla ne olup bittiğini öğrenmeye, kendisi ve hastaları için yapması gerekenleri bulmaya çalıştı, yalnız bırakıldı. Sağlık çalışanları salgın döneminde yaşadıkları zorluklara ek olarak bir de ücret kesintilerine, hak kayıplarına uğradı. Bürokratik zorluklarla baş etmek zorunda kaldı” ifadelerini kullandı.
“Zenginler aşılandı, yoksul kesimlerde vaka ve ölüm sayıları tırmandı”
Uyan, sosyoekonomik ve kültürel seviyesi yüksek bölgelerde aşılanma oranları yüksek, korunma ve yaşama olanakları iyi olurken vaka ve ölüm sayıları düşük seviyede kaldığını belirterek şunları söyledi: “Mavi yakalı emekçilerin yaşadığı bölgelerde ise toplu işe gidiş-gelişler, atölye ve fabrikalarda bir arada çalışma dayatmaları bulaşın artmasına, aşılanma oranlarının düşük kalmasına, vaka ve ölüm sayıları tırmanmasına yol açtı” dedi.
“Aşıya güvensizlik oluşturuldu”
Pandeminin başında aşılamanın ağırlıklı olarak ASM’lerde yapıldığını hatırlatan Uyan, “Günlük bir milyonu geçen aşılama telefondan sürekli sorun çıkaran AŞILA uygulaması üzerinden yapıldı. Aşı randevusu almada yaşanan zorluklar, aşının yeterli düzeyde ve zamanda temin edilememesi, bakanlığın sahanın gerçekliğini görmeden sık sık uygulama değişikliklerine gitmesi, kamuoyuna zamanında yeterince bilgilendirmemesi, aşı savunuculuğunun istekli, yeterli ve ısrarlı yapılmaması nedeniyle toplumda aşıya karşı temelsiz ve haksız güvensizlik oluşturuldu” dedi. Uyan, Refik Saydam Hıfzıssıhha Kurumu’nun tekrar açılmasını talep ederek “Aşı üretimine yeniden başlanmalıdır. Aşı karşıtlığına karşı yasal düzenlemeler Meclis’te çıkarılmalı, kamu otoritesi aşı savunuculuğu için istekli ve kararlı çalışmalar yapmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Depremde yıkılan ASM’lerin yerine yenileri yapılmadı”
Depremlerde BBSH’nin ayakta kalmasının; ulaşılabilirliğe, koordinasyona, temel sağlık hizmetlerine, toplum moraline ve göçün azalmasına katkısı olacağını vurgulayan Uyan sözlerine şöyle devam etti: “Şubat 2023 depremleri; sağlık otoritesinin hiçbir hazırlığı olmaması, halkın temel sağlık hizmetlerinden uzun süre mahrum kalması, sağlık çalışanlarının depremden zarar görmesine karşın yardım için koştururken zorluklarla karşı karşıya kalması, ASM’lerin depreme dayanıksızlığının ortaya çıkması ve hatta yıkılması itibariyle BBSH açısından bir felaket olmuştur. Üç yıl geçmesine karşın depremde apartman altlarında kalan ASM’lerin yerine yenilerinin yapılmadığını, yapılanların halen yeterli ısıtma-soğutma sistemleri olmadığını, elektrik- internet bağlantılarının kesildiğini, 21 metrekareye sıkıştırıldığını ve sağlık hizmet sunmaya uygun olmadığını bildirmek isteriz.” Uyan, ASM binalarının kamu tarafından, Sağlık Bakanlığı’nın ilan ettiği A sınıf modelli, deprem güvenliğine uygun bir şekilde yapılması, donanımlarının sağlanması, düzenli bakım ve onarımdan geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Uyan Sağlık Bakanlığı’nın, deprem sonrasına hazırlık amacıyla ASM çalışanlarına hazırlık ve ilkyardım eğitimi vermesi gerektiğini söyleyerek “ASM’lerin kendine has afet eylem planları oluşturmalıdır. Afet bölgelerinde çalışan sağlık emekçilerinin ekonomik ve özlük hakları güçlendirilmeli, sağlık çalışanlarının kalabileceği güvenli konutlar inşa edilmelidir. Afetlere hazırlık ve sonrasında başta TTB olmak üzere sağlık emek-meslek emek örgütleriyle işbirliği içinde çalışılmalı; sağlık çalışanlarının, planlama, hazırlık, uygulama, değerlendirme, denetim sistemlerinde etkin görev almaları ve temsil edilmeleri sağlanmalıdır. Afet dönemlerinde sağlıklı içme ve kullanma suyunun temini ile sanitasyon çalışmalarında görev alacak ekipler BBSH’de oluşturulmalı, eğitim ve tatbikatlar düzenli olarak yapılmalıdır” dedi.
“Herkesi mücadeleye çağırıyoruz”
Uyan, Sağlık Bakanlığı’nın tercih ettiği sağlıkta ticarileşme ve piyasalaşmanın, tüm gücü ile halka ve sağlık emekçilerine zarar vermeye devam ettiğini vurgulayarak “Türkiye İstatistik Kurumu 2024 Yılı Sağlık Harcamaları İstatistikleri’ne göre; yurttaşların cepten sağlık harcamaları, önceki yıla göre iki kat artarak 442 milyar TL olmuştur. Aynı dönemde koruyucu sağlık için harcanan para 100 milyar TL’nin altında kalmıştır. Bu çıktılar, Sağlık Bakanlığı’nın cepten ödemeleri artıran, koruyucu sağlık hizmetlerini göz ardı eden politikalarının sonucudur” dedi.
Uyan, sağlık için harcanan yüz milyarlarca liranın nereye gittiğini sorarak “Yanıtın, sağlığın korunması veya sağlık emekçilerinin refahı olmadığını da biliyoruz. Sağlık Bakanlığı’nın kamuoyunda iyi sağlık hizmeti sunduğuna yönelik algı oluştururken, esas olarak sağlığı piyasalaştıran politikalara ve sağlık şirketlerine sağladığı kârlara odaklandığını görüyoruz. Salgın oluyor, haberimiz yok! Ay sonu geliyor, ne ücret alacağımıza dair bilgimiz yok! Yarın sabah hangi yeni yönetmeliğe uyanacağımızı bilmiyoruz! Sağlık Bakanlığı’nın çalışanı sömüren, yurttaşın sağlık hakkını piyasa insafına terk eden politikalarını ve bu tercihini hayata geçirmek için yaptığı baskıları kabul etmiyoruz. Toplumun sağlığını ve sağlık çalışanlarının emeğini önemsemeyen sağlık yönetimine ‘Artık yeter! Gidin!’ diyoruz. TTB AHEK olarak; tüm sağlık emek-meslek örgütlerini, tüm sağlık çalışanlarını ve tüm yurttaşlarımızı birlikte mücadeleye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.
(Evrensel)